9/1/2007 - aşk
...
Ah, uzun kirpikli yeşil gözlerim! Beni kendimden kaç defa tiksindirdiniz? Hâlâ eski anılarımla tiksindirmeye devam ediyorsunuz! Fakat bana ne oluyor? Nilgün'e uzak çapkınlıklarımın hesabını vermeye mi mecburum? Eskiden işlenmiş günahlarımın pişmanlığıyla dövünmek neden? Onun sevgisi bir vicdan arıtması mı emrediyor? Şimdiye kadar kapılmadığım bu heyecan ve bu pişmanlık henüz başımdan geçmeyen büyük aşkın ilk ruh çalkantısı mı, yoksa?
...
R. H. Karay - nilgün
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/12/2006 - kavuşursak biteriz(!) biz...
Kavuşursak biteriz biz, Biz mutlu sonlar katiliyiz. Kavuşursak biteriz biz. Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz. Herkesin bildiği bir aşk, Herkesin attığı bir imza Herkes gibi değiliz biz. Belki biraz serseri, Belki biraz deliyiz, Ama kavuşursak biteriz biz. Pervane böceğinin mum alevine sevdası Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz Yanar ama su içmeyiz Etrafında döner, alevle dans ederiz. Bize kimseden zarar gelmez, Biz zararı ancak kendi kendimize veririz. Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz. Biz artık biz değiliz. Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde Ama bedenen kavuşursak biteriz biz. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir, onu söyleriz, Kavuşursak biteriz biz. İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz, Dokunursak kanar ellerimiz. Kimselere söylemez gizli gizli severiz Ama kavuşursak biteriz biz. Bir kor var içimizde yanan, Onu küllendiremeyiz. Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz. Bir aşk var bizi biz yapan, Kavuşursak biteriz biz. Biz herkes gibi değiliz. İstadeğimiz zaman gelip, İstediğimizde gidemeyiz. Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz. Ne bir filmdeki mutlu son, Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz. Sadece özlemle severiz, Ve kavuşursak biteriz biz. Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık. Artık her aşk her ağızda sakız. Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız. Belki ayrı şehirlerdeyiz, Ama her gece aynı mehtapta buluşur, Yağmur yağarsa, çıkar, Aynı yağmurun altında ıslanırız. Bu aşkı ancak biz biliriz. Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar, Mektupları suya yazarız. Biz belki ayrıyız, Ama her gün aynı geceyi sabahlarız. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir onu söyleriz. Kavuşursak biteriz biz. |
|
|
|
Uğur Arslan |
|
| | |
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/11/2006 - ...
…
Kapıdan usulca içeri süzüldü oğlan. Kızı gördü. Gördüğü anda aşık oldu. Sanki yıllardır tanıyordur kızı, sanki asırlık bir aşktı bu duyduğu. Oğlan odada bir köşeye geçti. Kız hala uyuyordu. Sanki hiç uyanmayacak gibi duruyordu. Oğlan bu güzelliğe dokunmak istiyordu, ama tereddüt ediyordu. Kızı incitmek istemiyordu. Usulca doğruldu yerinden ne yapacağını bilmeden. Yürüdü kıza doğru. Eğildi kızın kulağına. Aralandı dudakları. “Seni seviyorum.” Dudaklarının aralığından koşarcasına çıkan bu söz dolandı odada. Ama kız duymadı. Belki duydu, aldırmadı. Hala uykudaydı kız...
Oğlan oturduğu köşeye geçti tekrar. Beklemeye başladı.bir hareket bekliyordu kızdan. Bir göz kırpması, bir parmağın hareketi belki de. Kendi de emin değildi. Derken kızın suratında bir hareket gördü. Kızın acı çektiğini anlamak hiç de güç değildi. Oğlan ne yapabileceğini düşündü. Kızı sarsıp uyandırmak istedi bir an. Ama elleri kolları bağlıydı. Garip bir güç vardı odada onu tutan. Oğlan başka ne yapabileceğini düşünmeye başladı. Aklına hiçbir şey gelmiyordu. Kızın kulağına eğilip “Seni seviyorum!” demekten başka. Eğildi… Dedi de… Bir hareket yoktu kızda. Yine de yüzündeki acı ifade azalmıştı sanki biraz. Ya da oğlan öyle hissetmek istediği için öyle hissediyordu. Neyse işte. Kız hala uyuyordu.
Yerinden sıkıldığından değil de, belki bir değişiklik olur diye başka köşeye geçti oğlan. Beklemeye duruldu yeniden. Kızın yüzüne incelemeye fırsat buldu o an. Kelimelere dökemiyordu bu güzelliği, dökmesi de gerekmezdi… Yine de fark etti insanoğlunun böyle güzel bir şeyle daha önce karşılaşmadığını. Karşılaşsa, mutlaka bir kelime, bir sözle ifade ederdi diye düşündü. Düşünürken duruldu. Kızın güzelliğine daldı. Oracıkta öyle kaldı. Kız hala uykudaydı, oğlan da daldı…
…
Titreyerek uyandı oğlan. Silkindi. Bulunduğu yerin ve durumun farkındaydı, her ne kadar ne olduğunu bilmese de. Kıza baktı. Kız hala uykudaydı. Ayağa kalktı ve yürüdü kıza doğru. Eğildi usulca kulağına doğru. Eğildiği gibi doğruldu. Aralanmadı bu sefer dudakları. Dik durmaya çalışan bir kambur izlenimi veriyordu. Adeta çökmüştü. Ve yaptığı hiçbir şey yoktu rüya görmekten başka. Kendinin de hatırlamadığı(hatırlamak istemediği belki de) bir rüya…
Sözcüklere dökmesine gerek yoktu. Sessizliği haykırıyordu zaten. Gidiyordu. Evet belki bilmiyordu nereye gittiğini ama gidiyordu. Çıkacaktı o odadan ve başka bir karaya vurana kadar sürüklenecekti denizde. Göremeyecekti bir karış toprak belki bir daha, görse bile böyle sevemeyecekti ama… Gidiyordu. Her ikisinin de iyiliği için gidiyordu. Öyle düşünüyordu. Milyarlarca düşünce vardı aklında, sayı abartı değil. Sadece hepsini düşünemiyordu. En kolayı, bu yüzden seçiyordu belki de. Gidiyordu.
Son bir kez döndü baktı o tarifsiz güzelliğe. Baktı, gözlerini seller aldı. Gözlerine set çekti, seti yüreğine çevirdi. Yaşlar yüreğini boğacaktı.
Eli uzandı kapının kulpuna. Yavaşça çeviriyordu kulpu. Kapının gıcırtısı bile bağırıyordu adeta. “Gitme!”. Kapının gıcırtısına mı, feryadına mı bilinmez uyandı kız. İlk kez o anda gördü kızın gözlerini oğlan. Aşkı gördü oğlan o gözlerde. Kendini gördü, kızı gördü. Kızın dudakları aralandı. “Gitme…”… Oğlan şaşkın. Oğlan mutlu. Oğlan o anda her şey. Ne diyeceğini bilemedi. Ne yapacağını kestiremedi. Sustular. Bakıştılar sadece. Gözleriyle konuşmaya başladılar. Sonra kızın gözlerindeki sar beni ifadesine kayıtsız kalamadı oğlan. Sarıldı. Hiç bırakmamak üzere sarıldı. Kollarını gevşetti, kızın gözlerinin içine baktı, ve bir daha sarıldı. Hiç bırakmayacağını göstermek üzere…
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/11/2006 - orada, uzakta... uzak da olsa nerde...
zaman nasıl da akıp gidiyor farkında değiliz... dün günlerden neydi... buna bağlı olarak bugün ne, yarın ne olacak...
size de olur mu bilmem, makineleştiğimi hissediyorum bazen... öyle rutin ki yaşam, öye bozuk ki oturtulmuş düzen... yaşamıyoruz, yaşatılıyoruz adeta... sözüm yanlış anlaşılmasın... yaşatılmak, "krallar gibi yaşatılmak"taki benzeriyle benzerlik ilişkisi bile kurmuyor...
"sorun köküne inilerek mi çözülür?" sorusundan önce, bu bir sorun mu, yoksa ben mi takmış durumdayım vaziyete, öğrenmek istiyorum... ortada sorun yoksa, sorunlu benim(!)... (aslında bu da göreceli... ben bana göre sorunlu değilim... ayrıca çoğunluğun düşüncesi geçerlidir, ama doğruluğu tartışılır... neyse dağıtmayayım...) ha bir sorun var da dile getirilemiyorsa, sorunlu insanlar... insanların yapması gereken, doğru bildiğini, doğru olduğuna inandığını; doğru kaynakların çerçevesinde tablolamaktır... her ne kadar doğru söyleyen kovulsa da dokuz köyden, bir onuncu köye bakmak gerek... unutmayalım... orda bir köy var uzakta....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/10/2006 - sevgilim... sevdiğim... sen olmayabilir misin...
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan Bir eski büyük şairmiş gibi Aşk bir erken didişme bir sorgu sual imiş de Mezbele ve yaralıymtş eski yaraların yeniden kanamasından. Hiçbir yerde yok asaletin ibresi Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen bir doğru sözünde belki..... Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında Ve kokusunda çiçeklerinin Kanireşin Elbet şiir olacak şairin tesellisi Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların
Yazana değilse biie okuyana faydalı Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen O da üzülmüş aynı benim gibi ....benimki daha acıklı değil onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden Sade güzel olan kelimeler..sade kelimeler...kelimeler.... Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık Bir elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde Bırak yoluma gideyim bildiğimce Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar Saktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler.... Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git Lazımsa eğer..işte orada duruyor...ağzımın bir yerinde... Almak ister misin dilini sokup aklıma Sana ait olan herşeyi bir nefeste Bir göz yumma anında Bir soğuk telefon konuşmasında Geri alabilir misin ? Seni benden geri alabilir misin? Kovabilir misin beni senden? Sevgilim Yoksa sen Sevgilim olmayabilir misin?
yılmaz erdoğan - sevgilim yoksa sevgilim olmayabilir misin
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yeşilimi kaybedersem dünyamda renk kalmaz...
Kategoriler
Arkadaşlarım
• zine
|